Bu internet sitesinde dini hakikatlerin manevi tesirlerinden ziyade maddi tesirlerine değindik. Amaç hiçbir şekilde manevi yönleri hafife almak değildir. Asıl amacımız günümüzde bilime verilen önem sebebi ile dini gerçeklerin bazı çevrelerce bilim dışı görülmesinden kaynaklanmaktadır. İslam tüm zamanlara hitap eden daimi ve akılcı bir dindir.

Rum Suresi Kehaneti

Rumlar, yakın bir yerde (adna al-Ard) yenilgiye uğratıldılar. Onlar yenilgilerinden sonra birkaç yıl (bıd-ı sinin) içinde galip geleceklerdir. Önce de, sonra da emir Allah’ındır. O gün müminler de Allah’ın yardımıyla sevineceklerdir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok esirgeyicidir.

(Rum Suresi 2-5 ayetler)

7. yüzyılın başlarında, zamanın en güçlü iki imparatorluğu Bizans ve Pers Sasani İmparatorluklarıydı. MS 613 – 614 yıllarında iki imparatorluk, Bizanslıların Persler tarafından ağır bir yenilgiye uğratılmasıyla savaşa girdi. Şam ve Kudüs, Pers İmparatorluğunun eline geçti.

Surenin ilk ayetleri Bizans’la Sasani imparatorlukları arasında meydana gelen savaşların tevhid ve putperestlikle ilişkilendirilmesi çerçevesinde nazil olmuştur. Bu ayetler, M. 615 yılında Rumların Perslere yenildiği sırada indirilmiştir ki bu yıl, Habeşistan’a hicret edilen yıla tekabül etmektedir. Bu sırada Mekke müşrikleri İslâm tebliğinin yayılması ve kendi putperest düzenlerinin ortadan kaldırılmasına yönelik faaliyetlerin yok edilmesini sağlayabilmek için, iman etmiş kimselere karşı yoğun ve acımasız bir saldırı politikası izliyorlardı. Putperest Perslerin Hristiyan Bizans’a karşı kazanmış olduğu zaferi kendi zaferleri olarak değerlendiren Mekkeli müşrikler, Müslümanlara; “İşte görüyorsunuz ateşperest Persler zafer kazanıyor ve peygamberliğe inanan Hristiyanları mahvediyorlar. Aynı şekilde biz de sizi yok edeceğiz ve kendisine çağırdığınız din ortadan kalkacaktır” demekteydiler.

Allah Teâlâ, meselenin hiç de onların zannettikleri gibi olmadığını ve yakın zamanda durumun tersine döneceğini ve putperestlerin büyük bir yenilgiye uğrayacaklarını gaybi bir haber olarak onlara bildirmiştir. Ayet iman edenlere iki zaferi müjdeliyordu. Bunlardan biri Rumların, diğeri de Müslümanların kazanacakları zaferdi. Ancak bu, o günkü duruma göre imkansız gibi gözüküyordu.

Bizans Pers Savaşları

O sırada Rum İmparatorluğu öyle perişan olmuştu ki, iç isyanlarla devlet ihtilale uğramış, ordusu dağılmış, hazinesi boşalmış, imparator Herakleios, İstanbul’u terkederek Kartaca’ya kaçmayı bile planlamıştı. Sasani galip kumandanları, zaferin verdiği sarhoşlukla şu barışı teklif etmişler: İmparator, Persler tarafından istenecek her şeyi verecektir. Bu cümleden olarak bin yük altın, bin yük gümüş, bin yük ipek, bin at, bin kadın teslim edecektir. Rum İmparatorluğu, bütün bu aşağılayıcı şartları kabul etmiş, bu esaslar üzerinde barışı imzalayacak delegeler göndermişlerdi.

Bu delegeler, Perslerin yanına vardıkları zaman Sasani Kralı II. Hüsrev, şu sözleri de söylemiş: “Bu yeterli değildir. Bizzat imparator Herakleios, karşıma zincirler içinde gelerek asılıp çarmıha gerilmiş olan ilâhına karşılık ateşe ve güneşe tapmalıdır.”

İşte o yenilgi, böyle bir yenilgiydi. Böyle bir çöküş içinde Romalıların birkaç yıl zarfında canlanıp yeniden galip geleceklerine kesinlikle hüküm vermek şöyle dursun, ihtimal vermek bile normal olarak akılların havsalasına sığacak bir şey değildi.

Bu sadece bir alegoridir, çünkü II. Hüsrev, gerçekte hiçbir zaman şahsen Herakleios’a teslim edilmedi.

622 yılında Rum karşı saldırıları başladı. Pers topraklarının kalbinde Heraklius’un birçok saldırısından sonra, Sasani ordusu tekrar saldırıya geçti. Ağustos 626’da müttefikleri Avarlar, Slavlar ve Bulgarlarla birlikte başkent İstanbul’a saldırdılar. Perslerin doğudan, diğerlerinin ise batıdan ve denizden saldıracağına karar verdiler. Bizans donanması hala güçlüydü ve düşman filosunu ve ardından Sasani kara kuvvetlerini yenmeyi başardı. Pers müttefikleri de yenildi, bu da Sasani işgalinin başarısız olduğu ve Pers birliklerinin Suriye’ye geri çekilmeye zorlandığı anlamına geliyordu. 627 sonbaharında, Sasani ordusunun tamamen yok edildiği Ninova’da belirleyici savaş gerçekleşti. Herakleios zaferlerini sürdürdü ve 628 yılının başında Dastagerd’ı işgal etti ve savaşı durduran son olay, 628 baharında kendi oğlu II. Kubad tarafından II. Hüsrev’in öldürülmesiydi ve Persler teslim oldu ve şartlarını istedi. Barış antlaşması şartlarına göre, Sasaniler, yedinci yüzyılın ikinci on yılında daha önce yaptığı tüm fetihleri ​​terk etti. II. Kubad bir yıl içinde öldü. Ondan sonra, Pers İmparatorluğu’nda tam bir kargaşa vardı ve sonraki dört yıl boyunca iki kadın da dahil olmak üzere bir düzine kral vardı. Nitekim birkaç yıl içinde Sasani İmparatorluğu yükselen Müslümanların eline geçti.

Bizans yenilgisi ile zafer arasındaki yılların sayısı konusunda, Kur’an’da “bıd-ı sinin” terimi birkaç anlamına gelir, ancak bilim adamlarının ve dilbilimcilerin çoğunluğuna göre, bu sayı onun altında bir sayıdır, bazıları belirli bir sayıyı işaret etmişlerdir, ancak bunun onun altında herhangi bir sayı olduğu görüşü daha güçlüdür.

Peygamberimiz (sav) ‘in hicreti, peygamberliğin on üçüncü yılı (623) olduğundan, hicretin ikinci yılı (624) olan “Bedir1Bedir Savaşı, İslam tarihinin ilk dönemlerinde Müslümanlar ile Kureyş müşrikleri arasındaki ilk ve en önemli savaştır. Kuran’da zikredilmiştir. Müslümanlar sayı ve kaynak bakımından sınırlı olmalarına rağmen, aldıkları ilahi rehberlik ve cesaretleriyle, özellikle Hz. Ali (r.a.) ve Hz. Hamza (r.a.) ile savaş Müslümanların kesin zaferi ile sonuçlandı.” yılına rastlamaktadır. Rumlar, yenilgilerinin yedinci yılı galib gelmeye başlamışlar ve onlar galib gelmeye başladığı sıralarda Müslümanlar da “Bedir” günü müşriklere galib gelerek sevinmişlerdir. Böylece tam dokuz yıl sonunda kesin üstünlük tamam olarak “Birkaç yıl içinde galib gelecekler.” haberi her yönüyle gerçekleşmiştir.

En Düşük Yer

Ayetlerde bildirilen bir başka mucize de, o dönemde kimsenin keşfedemeyeceği bir coğrafi gerçeğin ilan edilmesidir.

Büyük Rift VadisiÖnemli bir şekilde, ana savaşların (Şam ve Kudüs’te) gerçekleştiği yerler, Büyük Rift Vadisi adı verilen alçak bir arazinin geniş bir bölgesinde yer almaktadır. Büyük Rift Vadisi, Asya’nın Orta-Doğu’sundaki Suriye’nin kuzeyinden Doğu Afrika’daki Mozambik’in merkezine kadar uzanan yer kabuğundaki 5.000 km’lik dev bir fay hattıdır. En kuzeydeki uzantı Suriye, Lübnan, Filistin ve Ürdün’den geçiyor. Vadi daha sonra güneye Aden Körfezi’ne kadar uzanır, Doğu Afrika’ya doğru ilerler ve sonunda Mozambik’teki aşağı Zambezi Nehri vadisinde sona erer.

Ayette savaşın yeri için kullanılan “Adna” kelimesi en düşük anlamına gelir, terimin dilbilimsel yorumunda bir miktar mantık vardır. Kuran’da aynı terimi kullanan bazı ayetlere bakıldığında, (53: 8-9) olduğu gibi çoğu durumda ‘en yakın’ anlamına gelirken, diğer ayetlerde,  ‘az’ (58: 7) ve ‘düşük’ (2: 61, 7:42) gibi kullanımları vardır.

Ölü Deniz (Lut Gölü)

Jeolojik olarak Büyük Rift Vadisi’nde bulunan Ölü Deniz ve havzası dünyanın en alçak bölgesidir. En düşük kara alanı Filistin, Ürdün ve Suriye’deki Ölü Deniz kıyı şerididir. Deniz seviyesinin yaklaşık 413 metre veya 1355 fit altındadır. Ölü Deniz’in suları azalırken, su yüzeyi seviyesi yılda 1 m’den fazla düşer.2https://geology.com/below-sea-level/

Her şeyin en doğrusunu Allah bilir.

Kaynaklar:
Kurtubi, el-Câmi’li Ahkâmi`l-Kur`ân, Beyrut (t.y), XIV, 10 vd.
http://static.dergipark.org.tr/..
https://www.islamreligion.com/..
https://sorularlaislamiyet.com/..

Şunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir