Bu internet sitesinde dini hakikatlerin manevi tesirlerinden ziyade maddi tesirlerine değindik. Amaç hiçbir şekilde manevi yönleri hafife almak değildir. Asıl amacımız günümüzde bilime verilen önem sebebi ile dini gerçeklerin bazı çevrelerce bilim dışı görülmesinden kaynaklanmaktadır. İslam tüm zamanlara hitap eden daimi ve akılcı bir dindir.

Evrenin Yaratılışı

Gökleri ve yeri, örneksiz yaratan O’dur. Bir şeyin olmasına karar verdi mi onun için sadece “Ol!” der, o şey oluşur.

(Bakara Suresi 117. Ayet)

Yaratılıştan önce madde yoktu, enerji yoktu, uzay, zaman ve mekan da yoktu. Bu yokluğu ifade edecek bir isim veya onu tanımlayacak bir sıfat sözlüklerde mevcut değildi. Zamansızlık veya mekansızlık kavramlarını tam olarak algılayamayız. Kur’an, kainatın bir başlangıcı olduğunu ve Allah’ın bu başlangıca neden olduğunu açıkça belirtir.

Big Bang

İnkâr edenler, göklerle yer bitişikken, bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı?

(Enbiyâ Suresi 30. Ayet)

Bing Bang TeorisiBig Bang Teorisi, zamanımızdan yaklaşık 14 milyar yıl önce meydana gelmiş son derece küçük bir noktanın, uzay boyutlarına taşarak genişleyip büyümesi, madde ve antimadde ile birlikte önceleri bir yumak halinde olan enerjinin, sonradan zaman boyutu ile birlikte tüm evreni oluşturmasını ifade eder. Kur’an’a göre gökler ve yerler bitişik iken, Allah aralarını büyük bir patlama (Bing Bang) ile ayırdı. Kur’an asırlarca önce evrendeki her şeyin en başta bir bütün olduğunu ve evrenin her an genişlemekte olduğunu yani, Big Bang’ın en temel özelliklerini açıklamıştır. Bu ayetin sonu ilginç bir şekilde “İnkâr edenler… hâlâ inanmıyorlar mı?” hitabıyla sona erer. Sanki bu ayet, açıklıkla zamanımız insanına inmiş gibidir. Modern ilmin gerçeklerine hâlâ inatla sırt çeviren, ilim dışı, çağ dışı inkârcılara Yüce Allah ısrarla soruyor: “hâlâ inanmıyorlar mı?”.

Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi, ona ve arza: “İsteyerek veya istemeyerek (buyruğuma) gelin” dedi. “İsteyerek (buyruğuna) geldik.” dediler.

(Fussilet Suresi 11. Ayet)

Büyük patlamadan sonra yüce Allah bulutsu kütle haline gelen göğe ve yere, çekim kanununa göre yerlerinizi alınız emrini verdi. Böylece, gezegenler ve yıldızlar haline gelen elementler ve madde, Allah’ın evrende kurduğu doğal yasaları izleyerek soğumaya, bir araya gelmeye ve şekillenmeye başladı.

Mevcut anlayışımıza göre, galaksiler büyük toz ve gaz bulutları kendi yerçekimsel çekimleri altında çöktüklerinde doğarlar ve yıldızların oluşmasına izin verirler. Benzer şekilde, bir yıldız ve gezegenleri Nebula adı verilen daha büyük bir bulut içindeki çökmekte olan bir toz ve gaz bulutundan oluşur. Dolayısıyla göklerin ve yeryüzünün gazdan oluştuğunu söylemek adil olmaz. Bunun yerine en uygun kelime gaz ve tozdan oluşan “Duman” dır.

Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O’dur. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler.

(Enbiyâ Suresi 33. Ayet)

Kur’an ayrıca, Allah’ın güneşi, ayı ve gezegenleri, her biri kendi rotaları veya yörüngeleri ile yarattığını belirtmektedir.

Kainatın oluşumunu anlatan bu teoriyi, Kur’an’ın nazil olduğu çağda ne Araplar ne de başkaları biliyordu. O zaman yıldızların sabit ve çakılı olduğu sanılıyordu. Kur’an ise, bunların yüzdüğünü söylüyor. Yüzmek için serbest olmaları, bir şeye asılı veya çakılı olmamaları gerekir. Demek ki, Kur’an’ın dediği, o zamanki kainat düşüncesine aykırıdır ve ilim ilerledikçe Kur’an’ın söylediğini doğrulamıştır.

Altı Gün

Rabbiniz o Allah’tır ki; gökleri ve yeri altı günde yarattı,

(A’raf Suresi 54. Ayet)

Ayetteki Arapça “eyyamin” kelimesi Kur’an’da birkaç kez daha görünür, her biri farklı bir zaman ölçüsünü ifade eder. Bir ayette günün ölçüsü 50.000 yıl ile eşittir (70:4), bir başka ayette ise 1.000 yıldır (22:47). Böylece buradaki mânânın altı zaman, dönem olduğu anlaşılmaktadır.

1915 yılında Einstein, zamanın göreceli olduğunu, mekâna, seyahat eden kişinin süratine ve o andaki yer çekimi kuvvetine bağlı olarak zamanın akış katsayısının da değiştiğini öne sürmüştür. Kur’an’da yedi farklı ayette bildirilen evrenin yaratılış süresinin, zamanın akış katsayısındaki bu farklılıklar göz önünde bulundurulduğunda bilim adamlarının tahminleri ile büyük bir paralellik içinde olduğu görülür. Çünkü zamanın göreceliği dikkate alındığında, “gün” sadece bugünkü koşullarıyla, Dünya üzerinde algılanan 24 saatlik bir zaman dilimini ifade etmektedir. Ancak evrenin bir başka yerinde, bir başka zamanda ve koşulda, “gün” çok daha uzun sürelik bir zaman dilimidir.1https://sorularlaislamiyet.com/yerler..

Altı Dönem

Big Bang teorisinde, göklerin ve yerin (güneş sistemi) yaratılmasında yer alan dönemlerin sayısına, Kur’an-ı Kerim’de değinildiği açıktır.

Yaratılışın altı dönemi; 1- Kaos dönemi, 2- Hadron dönemi, 3- Lepton dönemi, 4- Atom dönemi, 5- Galaktik dönem ve 6- Yıldız dönemidir.2https://ui.adsabs.harvard.edu/abs/1981NASCP2156….1C/abstract

Evrenin Genişlemesi

Göğü kudretimizle biz kurduk ve biz onu genişletmekteyiz.

(Zâriyât Suresi 47. Ayet)

Alexander Friedmann ve Georges Lemaitre 20. yüzyılın başlarında evrenin sürekli hareket halinde olduğunu ve genişlediğini teorik olarak hesapladılar. Genişleyen evren teorisinin doğrulanması nihayet 1929’da tanınmış Amerikalı gökbilimci Edwin Hubble gerçekleştirdi.
Evrenin GenişlemesiAyette geçen Arapça “musiun” kelimesi “genişleten” demektir. Eski müfessirler günümüzdeki bilimsel verilerden yoksun oldukları için kudret genişliği olarak yorumlamışlardır.

Kur’an’ın bu ifadesi dikkat çekicidir. Bize sadece Allah’ın evreni genişlettiğini değil, şu anda genişlediğini söylüyor. Evrenin başlangıç noktasından genişlemesi Hubble’ın gözlemlerinden beri bilinmesine rağmen, onlarca yıldır genişlemenin yavaşladığı varsayılmıştır. Bununla birlikte, bu beklenti 1990’larda evrenin genişlemesi yavaşlarken, aniden yaklaşık 5 milyar yıl önce hızlanmaya başladığı keşfiyle bozuldu.

Her şeyin en doğrusunu Allah bilir.

Kaynaklar:
Big bang: The apologetic of Quran and the Will of God – Jahangir A. Dar
http://static.dergipark.org.tr/..
https://rationalreligion.co.uk/..
https://www.learnreligions.com/..

Şunlar da hoşunuza gidebilir...

  1. Mkalim dedi ki:

    Keşke günümüz bilimadamları Kur’an-ı Kerim ‘ i dikkatlice okuyup feyizlenebilseydi, birçok yeni keşif ve insanlık adına birçok faydalı bilgiyi değerlendirebilirlerdi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir