Bu internet sitesinde dini hakikatlerin manevi tesirlerinden ziyade maddi tesirlerine değindik. Amaç hiçbir şekilde manevi yönleri hafife almak değildir. Asıl amacımız günümüzde bilime verilen önem sebebi ile dini gerçeklerin bazı çevrelerce bilim dışı görülmesinden kaynaklanmaktadır. İslam tüm zamanlara hitap eden daimi ve akılcı bir dindir.

Yürüyen Dağlar

Sen dağları görürsün de, onları yerinde durur sanırsın. Oysa onlar bulutların yürümesi gibi yürümektedirler. (Bu,) her şeyi sapasağlam yapan Allah’ın sanatıdır. Şüphesiz ki O, yaptıklarınızdan tamamıyla haberdardır.

(Neml Suresi 88. Ayet)

Bu ayette, dağların göründüğü gibi hareketsiz olmadığı, sürekli hareket halinde olduğu bildirilmektedir. Dağların bu hareketine, üzerinde bulundukları yer kabuğunun hareketi neden olur. Dünyanın kabuğu daha yoğun olan manto tabakasının üzerinde yüzer.

20. yüzyılın başında, tarihte ilk kez Alfred Wegener adında bir Alman bilim adamı, Dünya kıtalarının ilk oluştuğunda birbirine bağlandığını, ancak daha sonra farklı yönlerde sürüklendiğini ve böylece birbirlerinden uzaklaştıkça ayrıldığını öne sürdü. Jeologlar Wegener’in ölümünden 50 yıl sonra 1980’lerde haklı olduğunu anladılar. Wegener’in 1915’te yayınlanan bir makalede belirttiği gibi, dünyadaki kara kütleleri yaklaşık 500 milyon yıl önce bir araya getirildi ve Pangaea adı verilen bu büyük kütle Güney Kutbu’nda yer aldı. Yaklaşık 180 milyon yıl önce, Pangea farklı yönlere sürüklenen iki parçaya bölündü. Bu dev kıtalardan biri Afrika, Avustralya, Antarktika ve Hindistan’ı içeren Gondwana idi. İkincisi, Hindistan hariç Avrupa, Kuzey Amerika ve Asya’yı içeren Laurasia idi. Bu ayrılıktan sonraki 150 milyon yıl boyunca, Gondwana ve Laurasia daha küçük parçalara ayrıldı. Pangaea’nın bölünmesinden sonra ortaya çıkan bu kıtalar, Dünya yüzeyinde yılda birkaç santimetre hızla sürekli hareket ediyor ve bu arada yeryüzünün deniz-kara oranlarını değiştiriyor.

Kıtaların Sürüklenmesi Neml 88

20. yüzyılın başında yapılan jeolojik araştırmalar sonucunda keşfedilen Dünya’nın kabuğunun bu hareketi bilim adamları tarafından şu şekilde açıklanmaktadır: Kabuğun ve mantonun en üst kısmı, yaklaşık 100 km kalınlığında, plaka denilen bölümlere ayrılmıştır. Altı büyük plaka ve birkaç küçük plaka vardır. Levha Tektoniği denilen teoriye göre, bu plakalar kıtaları ve okyanus tabanını yanlarında taşıyarak Dünya üzerinde hareket eder. Kıtasal hareket yılda 1-5 cm ölçülmüştür. Plakalar hareket etmeye devam ettikçe, bu, Dünya’nın coğrafyasında yavaş bir değişiklik yaratacaktır. Örneğin her yıl Atlantik Okyanusu biraz daha genişler.

Burada belirtilmesi gereken önemli bir nokta şudur: Ayette Allah dağların hareketini tanımlamak için “tamurru” (sürüklenen) kelimesini kullanmaktadır. Günümüzde bilim adamları tarafından kullanılan terimin “kıtasal sürüklenme” olması ilginçtir. Kur’an ve bilim adamlarının kullandığı terim aynıdır. Hem Kur’an hem de bilim adamları bu hareket için “sürüklenen” kelimesini kullanıyorlar. Şüphesiz, yakın zamanlarda keşfedilen bu bilimsel gerçeğin, evrenin doğasıyla ilgili kavramların batıl inanç ve efsaneye dayandığı 7. yüzyılda ortaya çıkmış olması büyük bir mucizedir. Bu, Kur’an’ın Allah’ın sözü olduğuna dair çok önemli bir delildir.

Her şeyin en doğrusunu Allah bilir.


Kaynaklar:
An Analytical study of Science in the light of Quranic Verses – Mohammed Mehboob Hussain
https://questionsonislam.com/..

Şunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir